top of page

Enformasyon Çağı ve Toplumsal Deformasyonlar

Güncelleme tarihi: 23 Ağu 2021

Bilgi Çağı ve Bilgi Yozlaşması..




Bugüne kadar teknolojinin, bilişimin ve paylaşımlı bilginin savunucusu oldum. Ancak bu makalemde neden-sonuç ilişkisini baz alarak anlatacaklarım sizde malum dizinin etkisini yaratabilir. Söyleyeceklerim hoşunuza gitmeyecek ve içinizi karartacak. Oysa ders çıkarmamız ve yanlışları düzeltmek için hala fırsatımız var.


İçinde bulunduğumuz çağın adı; 'Paylaşım Çağı' desek yanlış olmaz. Enformasyon kelimesinin Türkçeye çevriminden kaynaklı; bilgi ve haberleşme çağı,bilişim çağı, iletişim çağı, bilgi çağı gibi söylemlerle de karşılaşıyoruz. Hepsinin özü bilgi paylaşım teknolojilerinin gelişiminde birleşiyor.


Mucizelere tanık olduğumuz bu çağın kilometre taşlarını sayacak olursak, telgrafın icadına kadar gidebiliriz. Ama bilişim çılgınları bu dönüm noktalarını; gelişmiş yarı iletkenler, fiber optik iletkenler, hücresel (mobil) iletişim teknolojileri, yapay uydu teknolojisi, gelişmiş bilgisayar ağları, gelişmiş insan-bilgisayar etkileşimi, dijital (rakamsal) iletişim ve veri sıkıştırma teknolojileri olarak belirtiyor. Ben buna katılmıyorum. Çok daha farklı kronolojik zinciri savunuyorum.


Önce bu bilginin kaynakları hakkında webte karşılaştığım ilginç bir durumdan bahsedeceğim; TechWorm adlı web sitesi, Wikipedia bu bilginin Alberts, Papp ve Kemp'e göre olduğunu söylüyor. Bahsi geçen metin birebir aynı. TechWorm Google arama sonuçlarında karşıma çıkan ilk sonuçtu. Sibel Atasoy'un blog sitesinde bu makalenin aynısı alıntılanıp kaynak olarak TechWorm'u gösterilniş. Peki Alberts, Papp ve Kemp kim? Soyadları veya adları ne? Niye bu adamlar referans gösteriliyor? Dijital dergide hiçbir bilgi paylaşılmamış. Daha sonra Wiki'ye bakıyorum, buradan iki arkadaşın, bir kitap yazdığını görüyorum. Yıl 1997. Peki bu alanda başka kitaplar yok mu ki bu tanımlamaları kabul edip buraya ekliyorlar diye merakım konunun önüne geçiyor. Tam adı David Stephen Alberts olan abimiz Amerikan Savunma Analizleri Endüstrisinde (İDA) bir Felsefe Doktoru olarak karşıma çıkıyor. Ağlar ve Bilgi Entegrasyonu için Savunma Sekreteri Yardımcısı Ofisi'nin eski bir Amerikan araştırma direktörlüğünü yapmış. Daniel S. Papp ise bir uluslararası ilişkiler uzmanı. Yinede Bilişim Çağının sınırlarını belirlemek için yeterli değil. Yazdıkları kitabın adı; Bilgi Çağı: Etkileri ve Sonuçları Üzerine Bir Antoloji. Bu anlamda yazılan ilk kitap değil ancak ciddi bir içerik olmalı ki referans almak için kıymetli bulunmuş. 1996 yılında yayınlanmış; Bilgi Çağı: Ekonomi, Toplum ve Kültür adlı kitabın yazarı Manuel Castel'de kaynaklar arasında olabilirmiş. Kemp hakkında emin olabileceğim bir bilgiye maalesef erişemedim. Biliyorsanız yorumda paylaşmanızı rica ediyorum.


Şimdi bu anlattığım hikayeyi parantez olarak açıyorum ve asıl konuya dönüyorum.

Bilgi Çağının ilk kilometre taşı; Telgrafın icadı 1830 yılında Joseph Henry tarafından gerçekleşiyor. 41 yıl önce gerçekleşen Fransız ihtilali büyük bir toplumsal düşünce değişimine yol açıyor. İçinde bulunduğumuz düşünülen yakın çağ bu tarihte başlıyor. Demokrasinin gelmesi, sosyalizm ve liberalizmin doğuşu, eşitlik ve milliyetçilik akımlarının yayılması gibi bir çok olayın gerçekleşmesi bu çağın en önemli domino taşları olarak görülür. Krallıkların yerine ulus devletler gelir. Sömürgecilik kültürü daha da güç kazanır. Birinci dünya savaşı, ardından ikinci dünya savaşı, soğuk savaş, körfez savaşı ve arap baharı gibi tarihi utanç dolu olaylarla günümüze kadar geliriz.


Ancak bilimin tarihsel önemi günümüzün teknoloji ve kullanıcı alışkanlığını bambaşka bir algıya oturtuyor. Bu da farklı bir tarih yorumu ve sınıflandırmasını ihtiyaç gösteriyor. Mesela orta çağı araştırırken kavimlerin sınır değişikliklerine vurgu yapılır. Roma'nın bilimin gelişimine katkı sağlayamaması ve merkezine din algısını alması orta çağı başlatır denilmez. Oysa gerçek günümüz düşünce biçiminde böyledir. Bu dönem kavimler göçü ile yıkılan Roma diye sanılsa da, İskenderiye Kütüphanesinin yakılması orta çağın gerçek başlangıcıdır.

İnsanlık tarihinde çağlar; gelişmeler ve alışkanlıklar baz alınarak incelenmelidir. Kesin olarak şu çağ bu zamanda başlar diyerek çağları incelersek hata yaparız. Onun nedenlerini araştırmamız, bahsi geçen çağın başlangıcından çok uzun yıllar öncesine gidebilir. Çağlar incelenirken toplumların davranış alışkanlıklarının değişimi ve gelişme aşamaları baz alınmalıdır. Bir toplum incelenirken; önce yerleşim var mı, yazı var mı, parası var mı, desenleri ve mimarisi var mı sırasıyla bunlar gözlemlenir. Kültür olup olmadığına karar verilir. Sonra o medeniyetin hareketleri kronolojiye oturtulur. Genel dünya tarihi için adı konulan ilk, orta ve yakın çağ isimleri siyasi hareketler üzerinden değerlendirilmeye alınmıştır. Bu sebeple yanlış diyemem ama kesin olarak tek bu tablo dikkate alınmalı da diyemem. Mevcut çağ adı konulacaksa ve geleneksel tablo üzerinden değerlendirilir ise, yakın çağ atom bombasının atıldığı tarih bitmiştir. Erken çağdaş çağdan sonraki bu çağı ne kadar yükseliş olarak tanımlayabiliriz bilmiyorum ama hukuk ve insanlık değerlerinin net adının konulduğu günümüz çağına, değişim çağı demek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Değişim çağı sonrası gelen içinde bulunduğumuz çağın ismi de; sosyo-kültürel olarak ‘paylaşım çağı’ olarak adlandırılabilir.


İçinde bulunduğumuz teknoloji odaklı yaşam alışkanlıklarımızın temeli telgrafın icadıyla, sosyal yaşam anlayışımızın kökleri de matbaanın yayılması ile başlar. Bu sebeple kronolojik olarak bir çağın adını koymadan, neden-sonuç ilişkisinin dökümünü çıkarmak bir tarihçi için doğru yaklaşım olacaktır. Ben, zaten bu çağlara isim koyan toplumsal hareket değişimleri bariz görülür olsada; tarihçiler tarafından kabul edilip akademik statü ile değerlendirilmesi yanlısıyım. Ancak günümüzün sözde tarihçilerinin; siyasi yaklaşımlarını dayatarak, tarihin bir bilim dalı olmaktan çıkmasını sağlayan, toplumsal üstünlük savaşına dönüştürme gayretlerine irilti olduğumu ifade etmeliyim.


Bilgi Çağı adı ile anılan günümüz tarihininin kronolojik zincirinin telgrafın icadı olan 1830’lu yıllara kadar götürdük. Klasik mantıkta 1613 yıllarına kadar inip hesap makinesinin icadına inmem beklenebilir. Ancak iletişim merkezinde konuyu incelediğimi ve topluma etki eden kırılgan gelişmeleri dikkate aldığımı belirtmek isterim. Sonrasında 1876 yılında Alexander Graham Bell’in telefonu icad etmesinin ardından iletişimin önemi ve kullanım alışkanlığı değişmeye başladı. Bu süreçte insanlar gazete, kitap ve dergilerle genel kültür birikimini artırmaya çalışıyordu. Mektuplarla haberleşiyordu. 1878 yılında ABD Connecticut Eyaletinin New Haven şehrinde ilk telefon rehberi yayımlanır. 1690 yılında Paris'te yayınlanan Antoine Furetiere’e ait, “Dictionnaire Universel” ansiklopedisinden beri var olan ansiklopedi kültürü; telefon iletişiminde de yerini almayı başarmıştır.. Bu rehberde o yıl sadece 50 telefon numarası mevcuttur. Pazarlamanın yoğun faaliyette olduğu finans ve emlak gibi sektörler açısından rehberde yer alabilmek, zaman içinde prestij unsuru haline gelmiştir. Doksanlara kadar bakım, onarım ve perakende satışın en önemli reklam mecrası bu telefon rehberleriydi. Resimli ilan vermek firmalara güven duymamızı sağlıyordu. Günümüz arama motorlarının verdiği hizmeti veren telefon rehberleri, telefonun bu çağa etkisinin en önemli göstergesidir. 1923 senesinde John Logie Baird tarafından, İngiltere'nin Hastings kasabasında icat edilen televizyon, 1926 yılındaki ilk yayından bugüne hayatımızın içindedir. Televizyon ticari hayatımıza yön vermenin ötesinde yanlış bilginin yayılımına da katkı sağlamıştır. Önce sinemada kurgusal sanat anlayışıyla değiştirilen bilgiler, TV programlarında da yer edinilen, şovanist kültürle günümüzün hastalığı haline gelmiştir. TV sosyal hayatımızda manipülasyon aracı olarak kullanılmıştır. Bugün sokakta kime sorsanız TV’yi ciddiye almaz, ama herkes orada yer almayı hayal eder. Televizyonların renklenmesi ve telefon pazarlamasının güçlenmesi ekran tüketiminin temellerini oluşturmuştur. Bu sebeple içinde bulunduğumuz çağa tüketim çağı da denilmektedir. 1973 yılında Martin Cooper tarafından icat edilen cep telefonu, sms teknolojisinin gelişmesiyle anlık etkileşim alışkanlığını kazanmamıza sebep oldu. İlk kısa mesaj 3 Aralık 1992'de, Neil Papworth tarafından Richard Jarvis'in cep telefonuna gönderildi. Birbirinden haftalarca haber alamayan sevgililer artık günlük hatta saatlik iletişim halinde olabiliyordu. 2010 yılında Almanya'da polis tarafından 440 000 sessiz SMS atılarak kişiler takip edilmiştir. Toplu mesaj kültürünün oluşmasıyla yeni bir manipülasyon daha hayatımıza girmiş oldu.

1990 yılında Hubble Uzay Teleskobu, dünya yörüngesi etrafındaki yörüngesine oturmuştur. Bu kilometre taşlarında en önemli olaylardan biridir. İnsandan insana, şehirden şehire, ülkeden ülkeye, kıtadan kıtaya genişleyen düzenli bilgi alışverişi dünyamızdan içinde bulunduğumuz evrene kadar genişlemiştir.


1936 yılında Konrad Zuse tarafından ilk programlanabilir bilgisayar icat edildikten tam 39 yıl sonra, 1975 yılında Ed Roberts, Altair 8800‘ü piyasaya sundu. Bu bilgisayar dünyanın ilk kişisel bilgisayarıydı. Kilometre taşımızdaki bizi ilgilendiren teknoloji, kişisel bilgisayarın dünyamıza girmesidir. Bu bilgisayarlar, dünyanın her yerindeki üniversite ve enstitülerdeki bilim insanları arasında otomatik bilgi paylaşımı talebini karşılamak üzere tasarlanmış ve geliştirilmiş WEB’in evimize girişinin anahtarıdır. 12 Mart 1989’da, Tim Berners-Lee tarafından kısa adı CERN olan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (Consei Européen pour la Recherche Nucléaire) çalışırken icat edilmiştir. Word Wide Web bir devrimdir. Nokta kom çılgınlığını hayatımıza sokan, San Francisco’daki Silikon Vadisi gibi fütüristlerin cenneti bir merkezi yaratan, devrimin merkez adı WEB’dir. İşte ölmeyen bilgi çağına hoşgeldiniz. 15 Eylül 1997'de kurulan Google her ne kadar internet denilince hayatımızın merkezine oturmuş olsada Archie 1990 yılında ilk arama motoru olarak hayatımıza girer. Bugünkü anlamıyla arama motorunu ilk kullanan 1997 yılında Yahoo olmuştur. Yahoo Jerry Yang ve David Filo 2 Mart 1995 yılında kurdular. 15 Ocak 2001 tarihinde Jimmy Wales, Larry Sanger tarafından Nupedia olarak kurulan proje, Wikipedia olarak hayatına devam ediyor. Burada yukarıda açtığım parantezi kapatmak istiyorum.


Bilgi Çağı olarak andığımız, oluk oluk paylaşımın yağdığı ve her saniye uyaranlara maruz kaldığımız şu dönemde; doğru, nitelikli bilgiye sahip olmak eskisinden daha zor hale geldi. Size yukarıda bir arama sonucunda karşılaştığım zincirleme sonuçları ve internetin beni yönlendirme biçimini anlatmıştım. Ortada net bir kaynak yok. Bilgiyi aktaran herkes veya herhangi biri olabilir. Ve ansiklopedi olarak tanımlanan bilgi yuvasını ciddiye alarak referans kabul edebilirim. Ancak maalesef buradaki bilgiler ne tatmin edici, ne de doğru. Kısaca ciddi bir bilgi yozlaşması içindeyiz. Aytunga’yı yaratmamımızın, onu bilgi ve eğitim merkezinde kişi bazlı sonuç veren niteliklerle donatmak istememizin neden bu bilgi erozyonudur. İnternetin, doksanların sonunda ansiklopedilerin geçerliliğini yitirmesi veya rönesansı doğuran matbaanın basım yoluyla yanlış bilgi aktarımına sebep olmasından farklı bir fonksiyonelliği kalmaması ile aynı durumu yaşadığımızı itiraf etmeliyim.


Wikipedia veya başka bir mecranın herhangi bir konuda kaynak kabul edilebilmesi için o kaynağın yazarlarının niteliklerinin sorgulanması ve değerlendirilebilmesi(derece) gerekmektedir. Bir web sitesine yönlendirmek ile doğru bilgi sunmak ne kadar mümkün değilse, belli kişilerin kontrolünde ancak herkese açık bir mecrada da yapılan bilgi aktarımını doğru saymak mümkün değildir. Parantezi kapatarak kronolojiye devam ediyorum;

4 Şubat 2004 Mark Zuckerberg Facebook'u kurarak anlık haberleşmeye kişisel boyut kazandırdı. Artık herkesin kendisine ait bir yayın alanı vardı. 14 Şubat 2005’te kurulan Youtube hepimize kişisel TV kanalı alanı sundu. iPhone 9 Ocak 2007 tarihinde Steve Jobs tarafından duyuruldu. İlk iPhone modeli 29 Haziran 2007 tarihinde satışa sunuldu. Artık telgraf ile başlayan teknolojik uzaktan iletişim, akıllı telefonlarla hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi. Sınırlarımızın sosyolojik varlığının bir anlamı olmadığı çağımız için kronolojik aktarımım şimdilik bu kadar.


Enformasyon çağı da yakında bitecek. Bize verdiği en büyük zarar manipülasyon araçlarımızın zenginleşmesi oldu. Bunun dışında tabiki hayatımızı kolaylaştırdı. Evden çalışabilir hale geldik. Bu çağında artık sona erdiğini söyleyebiliriz. %100 otonom insan hayatı, nesnelerin nesnelerle iletişim kurduğu bambaşka bir geleceğin temelleri şu günlerde atılıyor. Ama buraya gelmeden önce Ansiklopedi kültürü hakkında bir makalem yakında sizlerle olacak. O zamana kadar sevgiyle kalın!


Kani Fatih Turhan

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page